Nehir in babasına yazdığı mektup ..
Babacığım, Sana en son yazdığımda 12 yaşındaydım, okuyup, gülüp "18 yaşına gelince hatırlat, o zaman yeniden okuyup beraber güleceğiz seninle", demiştin. Şimdi bak bakalım kızın büyümüş mü?
Babacığım..
Bir gün terasta, bana arkan dönüktü. Ben de sandalyenin üstünde debelenirken birden pat diye düştüm yere. Hemen bana doğru öyle bir döndün.. Gözlerindeki o evham, o merak, o korku, o sevgi ifadesini hiçbir zaman unutamayacağım. Yüzündeki o korku ifadesinden hep gizli bir mutluluk hissetmişimdir içimde. Babam beni ne kadar çok seviyor diye. Belki hep bir arada olmadık seninle ama her zaman çok güçlü bir babam olduğunu bildim. Annemle yaşadım ama eve biraz geç kalsam "Hii, babam aradı mı acaba" diye ödüm kopardı. Kendimi hep güvende hissetmemi sağladığın için çok teşekkür ederim babacığım.
Ben hep çok mutlu bir çocuktum, annemle ayrılmış olmanız inan bana üzmedi beni.. Çünkü önemli olan sizin mutluluk seçiminizdi. Sen öyle güzel bir babaydın ki.. Hayatında herşeyden önce abimin ve benim geldiğimizi biliyordum. Biz nasıl istersek, hayatını da o şekilde devam ettirecektin. Ama o zaman, ben senin bana olan zaafını kullanmış olurdum.. Bu da senin bana öğrettiklerine ters düşerdi. "İnsanların zaaflarını kullanma kızım, hiçbir zaman duygu sömürüsü yapma" derdin hep.. Bu sözler şimdi karakterimin temeli.
Canım babam,
O kadar kişilikli bir insan yetiştirdin ki, kendiyle barışık.
Bana öğrettiğin bir önemli şey de dürüstlük.
Elbette annemin, abimin payı da çok büyük ama ben gene de babamın kızı olduğuma inanıyorum. Ben tam bir Rıdvan Erdoğan kızıyım.
Bazı kız arkadaşlarım gelip, babalarından ne kadar nefret ettiklerini anlatırlardı bazen bana. Kızardım onlara.. O aklımla öğüt verirdim, hatta..
"Evet benim de babama çok kızdığım, belki çocuk aklımla küstüğüm zamanlar olmuştur. Ama ne demek nefret etmek. Ben hiçbir zaman ne olursa olsun babama olan sevgimden bir kez olsun şüpheye düşmedim.." derdim..
O zaman, benim bunları söyleyebilmem ne kadar önemli biliyor musun? Babacığım seninle hep övündüm, hep de övüneceğim.
Şimdi İstanbul'dayım. Biliyorum, korkuyorsun benim adıma bir baba olarak ve haklı olarak. Bu hakkı hiçbir zaman alamam senden. Herşeyden önce bir babasın sen ve kızın koca İstanbul'da. Ama elinden geldiği kadar gönlünü rahat tut.
Allah'tan tek dileğim sana layık olmak. Ben bu konuda kendime çok güveniyorum.. Seni utandıracak hiçbir şey yapmam.
Canım babam,
Hep aklımda olduğunu unutma..
Seni ne kadar çok sevdiğimi de..
Nehir ..


MEKTUP İLE İLGİLİ
BU MEKTUP ALINTIDIR;
hıncal uluç ' un babalar günü ile ilgili köşe yazısınDAN...
Tele-Pazar'ın şirin sunucusu Nehir Erdoğan, bugün Babalar Günü'nü ilk defa "Babasız" kutlayacak. Babasını çok yakında, hafta önce kaybetti. Cenaze töreninden sonra dönüp İstanbul'a geldiğinde, ilk programa çıkacaktı. Stüdyo kantininde rastladım. Bir köşede sessiz sedasız elindeki kağıtları okuyordu. Yanına yaklaştım.. Gözleri nemliydi. Kağıtları gösterdi bana..
"19 Ekim 2000'de babama yazdığım mektubu buldum İzmir'de" dedi.. "Neler yazmışım o gün.."