Yazar Tülay Pırlant'ın İlk Kitabı 'Rüzgarlı Şehir'den Sinemaya Uyarlanan Meleğin Sırları İsimli Filmin İzmir Galası Mavişehir Ege Park Sinemaları'nda Gerçekleştirildi. Galaya Yazar Tülay Pırlant, Filmin Yönetmeni Aclan Büyüktürkoğlu, Oyunculardan Nehir Erdoğan, Niliüfer Açıkalın, Ayşenil Şamlıoğlu, Senarist Leslie Bates ve Çok Sayıda Davetli Katıldı.

bu web sitesi nehir erdoğan hakkında bilgi içeren bir fan sitesidir, resmi fan kulübü olmamakla birlikte nehir erdoğan hayranlarının bir araya gelmesini amaçlamaktadır. tüm site içeriği ve görseli aksi belirtilmedikçe site yaratıcılarına aittir, tüm hakları sakladır. irtibat için iletişim sayfasını kullanabilirsiniz.
tasarim: digiloper
hosting: armed minds

MELEGİN SİRLARİ – “AMERİKA’NİN GOCMENLERE İHTİYACİ VAR”
Son kirk yilda tasiyabileceginin ustunde gocu kabullenmis, sisman bir Amerikan kenti...Yabanci dil ogrenmek gibi masum bir arzuya kavusmak icin yola cikmis bir Turk kizi... Yarali ama yinede guvenli bir anne kucagindan ilk ayrilis...
Ebru o kentin icinde kendisini ne kadar ve ne pahasina var edebilir ki?...
Melegin Sirlari’in film orgusu bu ana temadan yola cikmis ve Ebru’nun bir zaman once olen babasindan gectigi kuvvetle muhtemel sizofreninin, gecirdigi travmalar isiginda gorunur olmasiyla ilerlemis...
Filmin yönetmeni Aclan Buyukturkoglu filmin son sahnesinde aslinda filmi bitirmeyip, Ebru’nun oykusu izleyicinin gozlerinin arkasinda baslamasini saglamis: Ebru hayatina bir/sifir yenik baslayacak... Sansi yaver giderse durumunu lehine cevirecek. Yonetmen bizi film boyunca “Ebru’ya olanlara” taniklik ettirmekle birlikte, otesiyle ilgili bizim hayal gucumuze guvenmis.
Filmlerde fena halde gormeye alisik oldugumuz klasik kahraman tanimi, Melegin Sirlari’nin her karesinde bilincli olarak yok edilmis. Filmin kahramani Ebru ile ozdeslesme degil, yabancilasma yasadigimi itiraf etmeliyim. Bu yabancilasma yine bilincli olarak yapilmis, boylelikle olaylari icsellestirmemize izin vermemis – cunku hayatin icine elestirel bakmamizi istemis, Aclan Buyukturkoglu.
Ebru’nun Amerika’nin bir kentinde basina gelenler izleyende duvara toslamak hissini uyandiriyor ve anlatidaki basari bunu hicbir oykunmeye ihtiyac duymadan yapmis olmasindan kaynaklaniyor. Cagdas anlatinin hedefledigi, izleyenine rahatsizlik verme hali filmin basindan sonuna kadar (kimi zaman tempo dusse de) basariyla gerceklestirilmis. Film yaralara isaret ediyor ve cozum onermeyi hedeflemiyor. Kotu adamlarin yaptiklari yanlarina kar kaliyor, kurunun yaninda yas da yaniyor, iyi adamlar da enayiliklerine doymuyorlar: bu da yasadigimiz hayatin ta kendisi olmuyor mu?
Oyuncu Nehir Erdogan’in hayat verdigi Ebru, filmin ilk yarisinda sergiledigi dogalligi ve sanki kurmacanin icinde degil de –hani- simdi yanimizdan kalkmis, heyecanla ve umutlarla Amerika’ya dil ogrenmeye gitmis bir genc kizin dunyasini yansitiyor: Ebru’yu hemen kaniksiyoruz... Abartisiz oyunculugu ovguye deger. Filmin ikinci yarisindan itibaren sergiledigi “delirium” hali ile izleyicisini sarsiyor, Nehir Erdogan. Ozellikle babasi ile yuzlesmeye calistigi sahnede hayal kirikligi sarmalindan yukselip, aciyi yasiyor ve izleyenine de yasatiyor... Sevisme sahnesindeki masumiyeti de ayrica ovguye deger...
Melegin Sirlari’nda Ebru’nun annesi rolunde oynayan tiyatro sanatcisi Ayse Nil Samlioglu’nun performansi oldukca etkileyici. Bir annenin caresizligi icinde ve her seye ragmen en akil kari cozumleri uretmesiyle, vakitsiz gocmus kocasindan geriye kalan kendi hayal kirikliklariyla ve hayata karsi vazgecmez tutumuyla dimdik karsimizda duruyor. Zaten Ebru’yu icine dustugu kuyudan cikartacak olan basta annesi olacak...
Sonuc olarak kabul etmek gerekir ki; edebi bir oykuden (yazari Tulay Pirlant, kitabinin adi: Ruzgarli Sehir) bir film yaratmak kendi icinde zorluklari olan bir durum; ustelik bir yonetmenin ilk uzun metraj filmi olarak bunu yapmayi secmis olmasi takdiri hakediyor.
Aytuna Tosunoglu
Yazar, Senarist
T.C.Maltepe Universitesi
Guzel Sanatlar Fakultesi
Sinema III ogrencisi